HANEFİ-MATÜRİDİ AKAİD OKUMALARI” İKİNCİ DERSİ YAPILDI

Hanefi-Matüridi Akaid Okumaları ikinci dersi 17 Ekim 2018 Çarşamba Günü, 18.30 – 20.00 saatleri arasında Vakıf Konferans Salonunda yapıldı. Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği programın dinleyicileri arasından geç saatlere kadar sorularına cevap almak için bekleyenler görüldü.

İlahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir tarafından yürütülen ders programında; Ebu Hanife’ye ait Fıkh-ı Ekber metninden imanın tanımı ve iman ile amel ilişkisini Ebu Hanife’nin eğitim yöntemi olan talebelerinin sorularına verdiği cevaplar üzerinde duruldu.

Prof. Dr. Hilmi Demir konuşmasını öne çıkan başlıklarla özet olarak şöyle sürdürdü: İman; İkrar ve tasdiktir, Yakîn ve tasdik yönünden ne artar ne de eksilir, Maturidi de Kalp İle tasdik demiştir.

“Ebu Hanife, talebeleriyle metin okumalarında kime? Nerede? Nasıl? hitap edildiğini sorarak siyak ve sibak üzerinden soruyu cevaplıyor, açıklamalar yapıyordu. Ebu Hanife iyi bir hukukçu, iyi bir mantık bilgisine sahipti. Buradan hareketle kim mü’min? kim Müslüman? Sorusuna cevap buluyoruz.

TEKFİR VE HARİCİLİĞİN DOĞUŞU

“Tekfir; bireyi toplumdan dışlama, öteki ilan etme, haklarını elinden alma ve öldürmeye kadar bir süreci tetikler.”

“Kim tekfir edilir?” sorusunu sorarak İslam’da ilk tekfir hareketi Hariciler tarafından ortaya çıkarıldı. Büyük günah (Mürteki-i Kebir) işleyenlerin dinden çıktığı iddiası ve görüşünü ileri sürmüşlerdir.

Haricilere kalsa dünyada Müslüman kalmaz.

Hariciler kimdir? Sorusunu anlarsak Ebu Hanife’nin ne demek istediğini anlarız.

Harici, “huruç” kelimesinden çıkmaktadır. Harici; itaatten ayrılıp isyan etmek (yani darbe) anlamındaki siyasi bir topluluk adıdır.

Ebu Hanife, bu gün dahi “toplumdaki siyasi ihtilafların itikadileştiği iddiasının aksine, iman tanımının içeriği ile siyasi ihtilafların itakadileşmesine çözüm üretme amacı taşıyan niteliktedir, çatışmalara sebep olmaz” diyor. Siyasi kavgaların nasıl anlaşılmasına cevap veriyor.

Hz. Ali ile Muaviye arasında cereyan eden Sıffin Savaşındaki Hakem olayında; Hz Ali’nin uzlaşmayı sağlama girişimini kabul etmesini Kur’an’ı Kerimde ‘Lâ hükme illâ Lillah”,- “Hüküm Ancak Allah’ındır” ayetine aykırı davrandığı, tövbe etmediği için tekfir etmişler ve Hz. Aliye karşı isyan etmiş, savaş açmışlardır. Hz. Ali’yi, “Kulun hükmünü ayetlerin hükmüne tercih ettiğini” söyleyerek kafirlikle suçladılar ve haricilik böyle ortaya çıktı.

Bugün bile İslam dünyasındaki terörist hareketler Haricilik üzerinden okunmaktadır.

Hariciler bedevi değildirler. Haricileri var eden şey “benim inanım, hakikattir, sahihtir, benim imanım Hak, senin imanın ise Hak değil” ilkesidir.

İMAN VE EŞİTLİK

İman ve eşitlik kavramları halâ anlaşılmamıştır.

Ebu Hanife, “imanda değil amelde/ibadette üstünlük olur” dedi.

Emeviler Döneminde mevali (İslam’a yeni girenler) uygulamasıyla “birileri birilerinden daha iyi Müslüman anlayışı” vardı. İslam’a yeni giren ikinci sınıf kabul ediliyor ve gayri Müslimlerden alınan cizye (vergisi) onlardan da alınmaya devam ediyordu.

Bir toplumu oluşturan bireyler kendilerini o topluma ait görmezse, o toplumda birlik ve beraberlik olur mu?

Ebu Hanife “İmanda Eşitlik” ilkesini getirdi.

Anayasa önünde her vatandaş nasıl eşitse İmanda da Müslümanlar eşittir.

Ebu Hanife, “El- Fıkhu’l – Ekber” adlı eserinde; “Müminler iman ve tevhit yönünden eşittir. Birbirlerine üstünlükleri amelleri yönündendir” der.

Akıl, kalp, fuat kelimelerinin hepsi bilinçli karar verme aracıdır. Ebu Hanife, “iman bilinçli bir tercihtir, eylemdir” der. Ret ve inkâr da bilinçli bir tercihtir.

İman, kalp ile tasdik (akılla bilinçli bir tercih) dil ile ikrardır ve böylece herkes iman yönünden eşittir.

İman tasdik, marifet, yakîn, ikrar ve İslam’dır.

İmanda farklı olan kişilere göre zihni süreçteki farklılıklardır. İnsandaki, imandaki (iman edilmesi sürecindeki) duygusal süreçleri farklıdır.

İNSANI İNSAN YAPAN İMAN

İmanı iman yapan şey tasdiktir. Allah’ı bilinçli, ihtiyari kabuldür.

İnsanı insan yapan özelliği imandır. İmanın ilkelerinin en başında “eşittir” ilkesi gelir.

Namaz imandandır.

Haya imandandır.

Temizlik imandandır.

Vatan sevgisi imandandır, gibi sıralananlar imanın arızi özellikleridir. “Namaz kılmayanın imanı yok” denmez.

İmanda asıl özellik tasdiktir.

HARİCİLERİN HATASI

Hariciler imanın arızi özelliklerini imanın tanımına kattıkları için hata ettiler. Arızi özellikleri (ameli) olmayanları tekfir ettiler. İmanı arazlarıyla tanımlayarak ve insanları tekfir ederek öldürdüler.

İMANDAKİ EŞİTLİK İLKESİ

Bir örnek verelim:

Bir ormanda her ağaç, ağaç olmakla eşittir. Her ağacın meyvesi de farklıdır.

Meyve ameldir.

Meyvesi olmayan ağaçta vardır. Meyvesi olmayan ağaç, ağaç olma özelliğini kaybettirmez. Ormandaki her ağaç ormanın bir parçasıdır.  İmandaki eşitlik ilkesi de böyledir.

İmanda eşitlik paydası, herkesin birlik olmasını sağlayan en büyük dinamiktir.

İman bir işe “1” (bir) ile başlamaktır. 1’in yanına atılacak “0” (sıfır)lar amellerdir.

İmanda eşitlik ilkesi hayata “1” ile başlamaktır ama 1 de kalmamak lazım.

İmandaki eşitlik herkese önce Müslüman gözüyle bakmaktır.

İmanda eşitlik ilkesi; “anayasal vatandaşlık tanımı”, “toplum sözleşmesi” gibidir.

HARİCİ BAKIŞ

“Tenzili inkâr etmeyenin tevilindeki farklılığı kişiyi dinden çıkarmaz.”

Harici bakış Dünyayı sadece siyah ve beyaz renkleriyle görmektir. Dünyadaki binlerce renkleri görmemektir.

Hariciler Kur’an’daki ayetin lafzının okunarak anlaşılacağını, bağlamı, siyakı, sibakı bilmeden, nüzul sebebini dikkate almadan hareket ederek anlamı daralttılar, Yöntem kullanmadılar.

GELENEK VE ÖNEMİ

Hafızasız ve hatırasız anlam ortaya çıkmaz. Hafızanın genişliği, darlığı, zenginliği geleneklerin sınırlarını ortaya çıkarır.

Gelenek, ayağımı bastığım yerden dünyayı okumaktır. Ayağımızı bastığımız yer ve zemin sağlam olmalıdır.

Fotoğraf Galerisi: